2 Nisan 2009 Perşembe

Karanlık Maddeler Bunlar

Neşet Ertaş'ın Gönül Dağı'nda belirttiği üzere [1] "kalpten kalbe bir yol vardır görülmez". İşte bu ve benzeri yolların yapı maddesi "karanlık madde"dir ve bu yazının konusu da tam olarak budur.

Astrofizikçilere göre ortaokul ve lise yıllarında bizlere de anlatılan "nötron, proton ve elektron bir araya geldi mi samanlık seyran olur" masalı sadece Baryonik maddeler için geçerliymiş. NASA'ya göre [2] eskiden sanılanın aksine evrendeki varlığın sadece %4.6'sı (küsüratlı sayı vermişler ikna olalım diye) Baryonik maddelerden oluşuyormuş. Kalan %96 "karanlık enerji" ve "karanlık maddeden" oluşuyormuş.


Peki nedir bu karanlık madde?

Karanlık madde fiziki varlığını ağırlık ölçümü, ışık emisyonu, radyasyon emisyonu, manyetizma vb. yollar ile ölçemediğimiz, fakat fiziki varlıklarını ölçebildiğimiz maddeler üzerindeki etkileri ile varlığını kanıtlayabildiğimiz maddeleri adlandırmak için kullanılan bir kavram. Mesela bir galaksinin dönel hızında bir düşme mi var? Suçlusu belli: karanlık madde. Ya da galaksiler arası sıcak gazların ısı dağılımlarında bir farklılık mı var, sebebi yine karanlık madde. Fizikçilerin Joker olarak kullandığı bir günah keçisi kendisi.

Peki şu anda karanlık madde dediğimiz şey aslında ne olabilir, "acaba nedir nedir" derseniz, konuyla ilgili üç ana fikir var [3]:

1. Güneş'ten yirmide bir oranında ufak yıldızların Döteryum ve Hidrojen'i yakabilecek sıcaklıkta olmamalarından mütevellit yerçekimsel sıkışma ile parlamaları ve mevcut teleskoplar ile bu parlamaların farkedilememesi, aslında karanlık maddenin de Baryonik olması, teleskopların yeteneksiz olması.
2. Karanlık maddelerin aşırı ağır olmaları sebebiyle uzaktaki kuasarları oluşturan kara delikler olmaları, uzaktaki kuasarlar ile karanlık maddeleri ilişkilendiremiyor olmamız.
3. Karanlık maddelerin mevcut Baryonik düzlemde bulunmayan atom altı yeni parçacıklardan ve yeni güçlerden oluşmaları.

CERN'de yürütülen parçacık hızlandırıcı ve süper çarpıştırıcı deneylerinde işler yolunda giderse üçüncü fikrin kanıtlanmasını, atom altı karanlık madde parçacıklarının Dünya laboratuarlarında da üretilmesini Lost'un sezon finalini bekler gibi heyecanla bekliyoruz.

[1] http://www.nesetertas.com.tr
[2] http://map.gsfc.nasa.gov/universe/uni_matter.html
[3] http://math.ucr.edu/home/baez/physics/Relativity/GR/dark_matter.html

İlk Yazı

Gelenek öyledir ki bir bloga yazılacak ilk yazı aslında o bloga ne kadar daha önce yazı yazılmaya başlanabileceğinden fakat fırsatların elvermemişliğinden, bundan sonra ise fırsatlar uyarınca nelerin ne sıklıkla yapılacağından bahsetmelidir.

Yine aynı düzlemde katılımı teşvik edici, olası yorumcuların moral motivasyonu arttırıcı primler usulca dağıtılmalı; çekingenlik genlerini bastırılması için dominant genler zihinlere sinsice enjekte edilmelidir.

Son olarak da lisandaki olası sürçmeler için peşinen özür dilenmeli, dilin kemiksizliğinden ötürü mahcubiyet vurgulanmalıdır.

Tüm bunlar yapılmazsa blogun okuyucularının az, yorumcularının uz, popüleritesinin dere tepe düz olacağından korkulur.

İşte bu düşünceler ve endişelerle sizleri bloguma buyur ederken işimin başına dönüyor, tekrar görüşmek üzere diyorum.

Sevgiler, saygılar,

Onur Ö.